Bir Zamanlar Bloglar Vardı: Merhaba, Dünya!

 

Blog kültürünün artık çoktan öldüğünü, dijital dünyanın hızına yenik düştüğünü herkes gibi ben de görüyorum. Bunu yeniden canlandıracak bir gücümün veya iddiamın olmadığının da fazlasıyla farkındayım. Ama ölen bir kültürün, o tozlu raflarda kalmış ama hâlâ ruhu olan bir parçası olarak bu blogu yaşatmak istiyorum.

Neden mi?

Açıkçası ne yazacağım yahut bu sayfada tam olarak ne yapacağım, ben de tam bilmiyorum. Düzenli yazı paylaşacağımı hiç sanmıyorum; bu blog bir disiplin sınavı değil, bir kaçış alanı. Paylaştığımda da muhtemelen edebi ya da akademik bir kaygıdan uzak, sadece düşüncelerimin kelimelere dökülmüş, ham halleri olacak.

Eğer şu an bu satırları okuyorsanız, şunu bilmenizi isterim: Hani gece uyumadan önce yastığa başımızı koyduğumuzda kafamızda kurduğumuz o bitmek bilmeyen senaryolar vardır ya, işte siz şu an benimkilerden birini okuyorsunuz. Rahatlamak, zihnimdeki gürültüyü biraz olsun dindirmek için yazıyorum. Uyku öncesi o hayali senaryoları da zaten biraz bu yüzden kurmuyor muyuz?

Kısacası; ben sanki takvimler 2010'ları gösteriyormuş gibi, hiçbir "algoritma" kaygısı gütmeden blog yazacağım. Siz de bir şekilde yolunuzu buraya düşürüp okumaya niyetlenirseniz, zihnimden yansıyan o karmaşık ama samimi manzarayı göreceksiniz.

Yılların eskitemediği o kadim adeti de yerine getirerek; Hello, World! | Merhaba, Dünya! Burada olduğun için, kendi köşemde bana eşlik ettiğin için hoş geldin.

Not: Bu sitede hiçbir edebi veya akademik kaygı güdülmemektedir. Burada sadece "ben" varım.

FİKİRLER (0)
Henüz hiç fikir belirtilmemiş, ilk sen ol.

Yorum Gönder

LİNK KOPYALANDI! HİKAYENE EKLEYEBİLİRSİN.