Kendimi son gördüğümde gözlerim kapalıydı. İçimdeki o
dinmek bilmeyen fırtına tam da o gün, o mutlak karanlıkta başladı. Çünkü tek
bir bedene fazla geliyorduk; içeride iki kişiydik. Benimle aynı yolda yürüyen
ama benden fersah fersah uzak olan bir diğeri… O, ruhumun en kuytu köşesinde,
benden çok daha derin bir karanlığın içinde arkalarda bir yerde bekliyordu.
İnsan arkasında bir şeyler bırakarak, adım adım
değişirmiş derler. O, benim geride bıraktıklarımdı. Zamanla kabuk değiştirirken
üstünden atladığım, uğramadığım o kayıp adımlardı. Belki de içten içe olduğum
ama hiçbir zaman dönüşmek istemediğim o insandı. Yine de bu dünyada bana
gerçekten yardım eden tek varlık oydu; çünkü nihayetinde o da bir yerlerde
bendi. O bana ne kadar yakınsa, ben ondan o kadar uzaktım.
Benden daha karanlık olması bir lütuftu aslında. Çünkü
içimdeki o zifiri dehlizlerle ancak onun gibi biri mücadele edebilirdi. Ben
dışarıdaki dünyaya maskemi takıp gülümsemekle meşgulken, içerideki savaşı
birinin üstlenmesi gerekiyordu. Ve bilirsiniz; karanlığı ancak daha koyu bir
karanlık alt edebilir.
Şimdi dışarıdan bakan biri, hayatla başa çıkmak için
içeride iki kişi olmanın iyi bir avantaj olduğunu düşünebilir. Ama size kötü
bir haberim var: Hayatta işler pek de umduğunuz gibi gitmez. İçeride size omuz
veren bir gölgenin varlığı başta moral verse de bu içsel ortaklığın hazin bir
matematiği vardır. Birimiz kaybederse, ikimiz de eleniyoruz; ama birimiz
kazandığında, zafer ikimizin birden olmuyor. Oysa ikimizin birden kazanması
gerekirdi, değil mi? Fakat dedim ya, hayatın kuralları bizim umduklarımıza
benzemez. İkimizden biri yenildiğinde diğerinin yapacak pek bir şeyi kalmıyor.
Üstelik dışarıdaki binbir dertten sadece bir tanesi bile bizi yıkmaya yetiyor.
Çünkü hayat, insandan her zaman daha güçlüdür. İnanmıyorsanız eğer, etraf
sessiz mezarlıklarla dolu; gidip dilediğinize sorabilirsiniz.
Şimdilerde yeni bir planın eşiğindeyim. Etrafıma kalın
duvarlar öreceğim; zamanla benim şeklimi alacak, dışarıya karşı güler yüzlü
duracak duvarlar. Ancak böyle kurtulabilirim insanların bitmek bilmeyen, yorucu
sorularından. Onlar gibi olmadığımız için toplum bizi kendi kalıplarında
yargılamaya çalışırken, herkesten bencilce bir ses yükselirken, bize bu
sığınaktan başka bir seçenek bırakmadılar çünkü.

Yorum Gönder