Canım Kibritlerim

 


Gecenin zifiri karanlığı ve dondurucu sessizliği üzerime çökmüşken, üşüyen parmaklarımı paltomun derinliklerine daldırdım. Dünyanın uykuya daldığı, sadece benim gibi zihni susmayanların uyanık kaldığı o tenha saatlerdi... Ceplerimi biraz telaşlı, biraz da umutsuz bir tavırla karıştırdıktan sonra bulmuştum onları. Parmak uçlarım o pürüzlü karton yüzeye temas ettiğinde, içimde tuhaf bir aidiyet ve aşinalık hissi uyanmıştı. Canım kibritlerim. O incecik, kırılgan tahta çubukların içinde uyuyan devasa ateşi hissetmek, bana her zaman garip bir huzur vermiştir. Bakmayın onları acımasızca, birer birer yaktıklarıma ve sonra da o siyah, işe yaramaz kalıntıları karanlığa savurup attığıma; inanın bana sığındığım tek ışık onlar ve hepsini çok severim. Zaten sevgi dediğimiz şeyin en saf, en felsefi ve belki de en ilkel hali tam olarak bu değil mi? Yanmak ve yakmak. Birini severken yavaş yavaş eksilmek, başkasının karanlığını aydınlatmak uğruna kendi varlığından, kendi ruhundan isteyerek feragat etmek... Eğer sevmek gerçekten de tükenmekse, o zaman onlar da beni çok seviyor olmalılar, değil mi? Zihnimde dönüp duran bu paradoks, çaktığım her kibritin cılız alevinde bana acı bir tebessümle gülümsüyor. Sonuçta benim için, sadece benim parmaklarımın arasında yanıyorlar.

Evet, yanmak onların varoluş amacında, kaderinde, tahtasının dokusunda ve kükürdünün o genzi yakan kokusunda hep vardı; ama bunu ben istiyorum diye yaptılar. Sırf ben o alevi görmek, o kısacık zaman diliminin sıcaklığında kaybolmak istediğim için kendilerini göz kırpmadan feda ettiler. Ben olmasam, belki bir başkasının cebinde, bir başkasının ellerinde, bambaşka bir hikayenin karanlığını aydınlatmak için yanacaklardı. Ama gözlerimi o alevin merkezine, ateşin o dans eden kızıl kalbine diktiğimde eminim ki; benim için yandıkları gibi bu kadar ihtişamlı, bu kadar güzel ve adanmışça yanabilirler miydi? Siz, o alevin sadece dışarıdan izleyicileri olanlar, bu sorunun cevabını asla bilemezsiniz. Siz sadece sönen bir çöp, kaybolan bir ışık görürsünüz. Ama ben bilirim, o alevin dilinden anlarım; hayır, başkası için asla böyle yanmazlar. Çünkü onlar benim kibritlerim.

Onların o saniyelik parlayışında, zamanın büküldüğünü ve sönmeye yüz tutmuş kendi ruhumun bir yansımasını görüyorum. Onlar da tıpkı benim gibi, kendi içlerindeki cehennemi dışarı vurarak yanıyorlar. Aslında hepimiz, görünmez alevler içinde, sessiz sedasız kavruluyoruz. Bizler yanıyoruz; kimsesizce, derinden ve her zaman birileri için. Onlar benim dünyamı aydınlatmak, titreyen ellerimi ısıtmak için kül olurken; bense tamamen onun için, o ulaşılamaz siluet için yanıyorum.

Bu öyle amansız, öyle kusursuz işleyen bir çark ki... Bir çeşit döngü içinde, sonu gelmeyen bir sarmalın tam ortasında sıkışıp kalmışız. Çaresizliği çoktan kabullenmişiz ama bir yandan da bu trajik yanışın edebiyatına âşık olmuşuz. Ben, uzakta olan ve benim içten içe yandığımdan belki de hiç haberi olmayan o kişi için alev alev yandıkça; elimdeki o ince tahta çubuklar da saniyeler içinde benim gözlerime bakarak eriyip gidiyor. Acıyı hissetmek, şu an hayatta olduğumu kanıtlayan tek şey sanki. Onun yokluğu beni ruhumun derinliklerinden kavururken, ben de ardı ardına çaktığım kibritlerle dışımdaki dünyayı kavuruyorum. Benim ince sızım ona, kibritin çaresiz çırpınışı bana... Birbirimizi tüketerek var oluyoruz.

Fakat bilirim ki, her ateşin bir sonu, her alevin ardında bıraktığı soğuk ve gri bir kül yığını vardır. Hiçbir varlık ilelebet yanamaz. Bir noktada o ateşi besleyen kaynak kurur. Bu sonsuz gibi görünen döngüyü, ya ben ya da onlar bir gün mutlaka kıracak. Ya kutudaki son kibrit çöpü de görevini tamamlayıp cansız siyah bir kömür parçasına dönüşecek ya da benim içimdeki bu bitmek bilmeyen yangın, bedenimi tamamen tüketip beni dipsiz bir boşluğa savuracak. Gecenin bu en ağır saatinde, havaya karışan o ince dumanı izlerken aklımda cevabını bekleyen tek bir soru var:

Bakalım; bu amansız, sessiz yarışın sonunda onlar mı, yoksa ben mi daha çabuk kül olacağım?

FİKİRLER (0)
Henüz hiç fikir belirtilmemiş, ilk sen ol.

Yorum Gönder

LİNK KOPYALANDI! HİKAYENE EKLEYEBİLİRSİN.