Yavaşça gözlerini kapamanı
istiyorum. Ve Atinalı bilge Solon’un o zamana meydan okuyan sözünü zihnine
kazımanı istiyorum: "Kimsenin, sonunu görmeden, mutlu yaşadığını
söyleme." Şimdi, uzun zamandır ayakta tutmak için çabaladığın, her gününe
ayrı bir mücadele sığdırdığın bu yaşamın son gününde olduğunu hayal et.
Soluğunun yavaşladığı, ölümün soğuk ve sessizce başucuna kadar sokulduğu o anı
düşün. Gözlerini sonsuz bir karanlığa ya da bilinmezliğe yummak üzeresin. Düşün.
Zihninden bir film şeridi gibi geçen anılarını izle. Yaşamın yavaşça
avuçlarının arasından kayıp giderken, geride bıraktığın bu hikâye seni
gerçekten ne kadar mutlu etti? Huzurla ve içsel bir doyumla mı veda ediyorsun
bu dünyaya, yoksa keşkelerle, yarım kalmışlıklarla ve pişmanlığın o ağır yüküyle
mi kapanıyor perden? Son anlarında tutunacak bir el var mı yanı başında, yoksa
kendi sessizliğinde yapayalnız mısın? Bugün durduğun bu noktaya nasıl geldiğini
sorgula. Gerçekten yürümek istediğin yollardan mı geçtin, yoksa başkalarının
çizdiği sınırların içinde yaşamaya mecbur mu bırakıldın? Başka bir seçeneğin,
başka bir patikan var mıydı, iyice düşün. Şimdi o çaresizliği hisset; zamanın
tükendiğini, artık hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini ve elinden hiçbir şeyin
gelmeyeceğini bilmenin burukluğunu... Eğer sana bir şans daha verilseydi, o son
an gelip çatmasaydı neler yapabilirdin? Yaşamayı ertelediğin neleri hayata
geçirirdin? Yanında olan ya da olmayan insanları düşün; neden seninleydiler ya
da neden seni o son anda yalnız bıraktılar?
Şimdi derin bir nefes al ve
gözlerini aç. Ve sakın unutma: Bir gün gözlerini sonsuzluğa tamamen
kapatacaksın ama o an geldiğinde arkana dönüp baktığında hissedeceğin o son
duygu, bugün aldığın kararların bir toplamı olacak. Mutlu ya da pişman ölmek
senin ellerinde. Bu yüzden şimdi, henüz vakit varken ayağa kalk ve sonunu kendi
iradenle yazmak için mücadele et. Gerekirse düş, gerekirse canın yansın, acı
çek ve ağla; ama yolun sonunda yine de şükret. En azından kendi kaderini
değiştirecek, yeniden deneyecek ve mutlu olmayı seçecek güce hâlâ sahip
olduğuna şükret.
Çünkü hayat, sen son noktayı koyana kadar bitmiş bir hikâye değildir ve hiçbir hikâye, yazarının pes ettiği yerde mutlu sonla bitmez.

Yorum Gönder