Bundan yıllar önce hayat benim için oldukça depresifti. Hatta gençliğin, daha doğrusu ergenliğin getirdiği cahillik diyebiliriz sanırım, bunu havalı buluyordum. İnsanların hayatlarını mahveden manik depresif bozukluk tanısına sahip olduğumu düşünüyordum. Aslında cahil ve kolay etkilenen bir insana göre bu oldukça normaldi. Neticede gençliğin verdiği hezeyanla bir an aşırı neşeli, konuşkan, sosyal bir adamken bir anda yine o depresif, karanlık, huysuz adama geri dönüyordum. Pardon, çocuğa demek daha doğru olurdu. Gerçi o zamanlar mı daha çocuktum yoksa şu an mı? Kendimle uzun uzun tartıştığım başka bir konu diyebilirim.
O zamanlar tüm bu ergen tavırlara rağmen şu ankinden çok daha ciddiydim. Ama yetişkin-çocuk ayrımını sadece ciddiyet üzerinden yapmak ne kadar doğru olur? Neticede çok ciddi bir çocuk yahut çok rahat, eğlenceli bir yetişkin olabilir insan, tıpkı benim gibi. Ben, çoğu insanın geçirdiği o rahat çocuk, ciddi yetişkin tavrını tersten takip ettim. Çocukluğum, ergenliğim derken hep ciddi bir insandım ama sonra yanlış hatırlamıyorsam 16 yaşıma girdiğim ilk gece, o gün içerisinde edilen bir sözden dolayı uzun uzun düşündüm. Ben çocukluğumu cidden yaşamış mıydım?
Ve işte o gün değiştim. Artık ciddi olmam gerekmiyordu. Artık eğlenebilirdim. Tabii sonra ergenlik depresifliği bir süre daha beni takip etti ben eğlenemeye çalışırken ama şimdilerde kendimce eğleniyorum. Bazıları için sıkıcı olabilirim tabii, bunun farkındayım; neticede eğlence herkes için farklı bir anlam taşıyor. Velhasılkelam, artık eğlenen bir yetişkinim.
Yorum Gönder