1.6’nın o tozlu internet kafelerindeki tüplü monitörlerin karşısından başlayıp CS:GO’nun yıllar süren alışkanlığına ve nihayetinde CS2’nin yenilenmiş dünyasına uzanan bu yolculuk, aslında sadece bir oyunu oynamak değil, ekran başında insan doğasının her türlü haline şahit olmak demek. Bazen sırf kafayı boşaltmak için oturup ilk raunddan itibaren sinir krizinin eşiğine gelmek bu oyunun yazısız kuralı gibi. Kulaklıktan yükselen anlamsız bağrışmalar, haritadan bihaber dolaşan kötü takım arkadaşları, en kritik anda merminin gitmediğini hissettiren o garip buglar veya hitbox saçmalıkları insanı çileden çıkarmaya yeter. Ama ne hikmetse o hırs hiç bitmez. Çünkü her şeye rağmen o raundu almanın, imkânsız denilen bir durumda son adam kalıp ortalığı temizlemenin verdiği o saf zevk, bütün o öfkeyi saniyeler içinde unutturur. Rekabetin dozu yükseldikçe, skorda başa baş gidilen o gerilimli anlar arttıkça oyunun gerçek tadı ortaya çıkar.
Tabii işler her zaman o kadar ciddi gitmez. Bazen hırsı bir kenara bırakıp yaptığın saçma bir trollük, beklenmedik bir hata veya birbirinizi yanlışlıkla vurmanın getirdiği o kahkaha krizleri oyunun en unutulmaz anlarına dönüşür. Zaten bu oyun tamamen takımla var olan bir dünya. Ve elbette bu oyundan bahsedip de en yakın arkadaşımdan bahsetmesem olmaz; neticede her ne kadar oyunu bilsem de o olmadan asla girişmeyeceğim bir rekabetti FPS oyunları. İbrahim olmadan CS benim için internet kafelerin tozlu masalarında, lise yıllarımda bitmişti. Bazen işler kötü gittiğinde takım öyle bir dağılır ki, herkes suçu birbirine atar, iletişim kopar ve herkes kendi kafasına göre takılmaya başlar. Ama tam o dibe vuruş anında tek bir adamın çıkıp imkânsız bir clutch atması, o tek raundun kıvılcımıyla tüm takımı yeniden ayağa kaldırabilir. Kazandığın anlarda ise bambaşka bir hava eser; herkes tek bir vücut olur, uyum tavan yapar. Fakat tam orada da kazanmanın verdiği o tatlı kibir devreye girer. Nasıl olsa alıyoruz rahatlığıyla yapılan gereksiz özgüven hareketleri, ciddiyetsiz dalışlar derken eldeki maçı bir anda rakibe hediye etmenin o garip pişmanlığı yaşanır. CS, yenilgisiyle de galibiyetiyle de o kaosun içinde yanındaki dostunla kenetlendiğin zamansız bir alan işte.

Yorum Gönder