Onunla tanışmadan önceki hayatımda sigara, sıradan hayatımın olağan bir parçası değildi. Evet, geçmişte içmişliğim vardı; lakin asla bir bağımlısı olmamış, olsa olsa ayda yılda bir otlakçılık yaparak içenlerdendim. Sonra o girdi hayatıma; kısa süreliğine de olsa kökten değiştirdi her şeyi. Ben çok konuşan, az içen biriydim; o ise ne konuşmayı seven ne de konuşanlara tahammülü olan biri. Mecburen ben de sustum. Çünkü tek istediğim beni sevmesiydi. Başka hiçbir şeyin önemi yoktu. Fakat derler ya, dil dursa hâkim bey tende can durmaz. Susamıyordum bir türlü. İçimde büyüyen o kelimeler, konuşmamakla adeta birer dert olup çökmüştü göğsüme. Malum bizim toplumda, dertli adama neyin iyi gelip gelmediği ayırt edilmeksizin, hemen bir sigara ya da içki uzatılır. Neyse... Öyle dertli dertli otururken arkadaşlarımın biri uzattı o ilk sigarayı. “Uzun vadede öldürse de iyi gelir anlık dertlere sigara,” dedi ve ekledi: “Zaten uzun vadede ne öldürmüyor ki?” Hak verdim. O anki çaresizlikle sigarayı alıp yaktım. Bir yandan derin derin düşünüyorum, bir yandan da içime çektiğim dumanı üflerken aynı anda farkında olmadan bir ah çektiğimden mi nedir, arkadaşım dikkatle yüzüme baktı. “Adamın verdiği dumandan belli derdi. Bildiğin dumanla haberleşmenin canlı örneğini verdi, resmen içini döktü,” dedi. O an hafifçe gülüştük arkadaşlarla, kahkahamız havada asılı kaldı.
Sonra gün geçti, gece oldu. Her gece olduğu gibi zihnimde o günün muhasebesini yaparken, işte dedim kendi kendime, sonunda bulmuştum; onun yanında nasıl susabileceğimin yolunu bulmuştum. O dakikadan sonra ne zaman içimden konuşmak gelse ve ben bunun onun gözünde gereksiz bir gürültü olduğuna karar versem, gidip bir sigara daha yaktım. Söyleyemediğim her kelime için, içimden kopan her cümle için başka bir nefes çektim zamanla sigaramdan. İçtim, içtim ve içtim... Sırf fazla konuşurum da beni bu yüzden sevmez korkusuyla. Sonra bir gün geldi, tahmin edersiniz ki bu kez de aşırı sigara içmemden şikâyetçi oldu. Ona her şeyi anlatmak, kelimeleri önüme serip konuşmak istedim. Ama bu sefer de kelimeler çıkmadı ağzımdan; sanki hepsi bir anda terk etmişti beni. Bir süre öylece, kelimesiz sustuk. Birkaç gün sonra ise telefonuma düşen o kısa mesaj her şeyi bitirdi: “Başka biri var, uzatmanın anlamı yok.” Hiçbir şey yazmadım, yazamadım. Sadece bir sigara daha yaktım.
Sonrası mı? Aradan yıllar geçti. Artık zorunda kalmadıkça konuşmuyorum. Kimse için kendimi değiştirmedim bir daha. Ve kimseye de anlatmadım; her sigara dumanının arasına saklanıp da onlarla birlikte tüttürdüğüm, sadece bizim bildiğimiz o yarım kalmış hikâyemizi.

Yorum Gönder