Doksanlı yılların sonunda o kediler için namüsait ayda, bayram kokulu bir gece yarısında dünyaya gelmiş; o günden beri de gecelerin sessizliğine sığınmayı huy edinmiş biriyim.
Hayat, beni önce edebiyatın o uçsuz bucaksız ama bazen yorucu koridorlarına, sonra yazılımın mantık dolu dünyasına ve nihayetinde perakende sektörünün bitmek bilmeyen dinamizmine sürükledi. Bir yanımda mağaza raporları, diğer yanımda yarım kalmış kod blokları ve başucumda her zaman okunmayı bekleyen Rus klasikleri... Cemil Meriç’in o meşhur sığınağını kendime yuva edindim; insanlar kırıcı olduğunda kitaplara, oyunların fantastik evrenlerine veya sinemanın büyülü karelerine kaçtım.
Bu blog, benim durduğum yerin özeti. Bazen bir oyunun satır arasında bulduğum felsefeyi, bazen bir kitabın derinliğinde kaybolan zihnimi, bazen de gündelik hayatın rutininde kendime açtığım kaçış noktalarını burada paylaşacağım.
Ben Ali Han. Uzmanlıklarımın kesişim kümesinde, her şeyden biraz, hiçbir şeyden tam değilim; ama anlattıklarımın hepsinde kendimim. Hoş geldiniz.
